Anasayfa arrow Fıkralar

Bilgi






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Yorumlarımız Bültenin açıklandığı günlerde saat: 23:00 de güncellenmektedir. Editörlerimiz maçları sizler için analiz ederler. Sitemiz tamamen bağımsız yorum yapmaktadır. Lütfen görüşlerinizi bizlerle paylaşın !!!

Fıkralar PDF Yazdır E-posta
Hakemler bizde...
Bir devrin tüm as ve klâs futbolcuları cennette buluşmuş.
Cennetin baş meleği de futbol meraklısıymış. Şeytanı çağırtmış:
      Cennetle cehennem arasında bir maç düzenleyelim ne dersin?
      Boşuna oynamayalım, biz kazanırız, demiş şeytan.
      Olur, mu en iyi futbolcular bizde. Ne kadar da kötü futbolcu varsa sizde.
Şeytan şeytanca gülümsemiş:
      Ama bütün hakemler de bizde.
 
Yurtdışı Yasağı...
Hâkim adama sorar beyefendi yurt dışında kaçakçılık yapıyormuşsunuz ne diyorsunuz?
Bu konuya adam şöyle bir cevap verir:
      Vallahi hakim bey ben Fenerbahçe’liyim yurt dışında ne gibi bir ilişkim olabilir ki !!
 
Üç Büyükler... 
Bir Galatasaray’lı bir Fenerbahça’li ve bir Beşiktaş’lı Arabistan’da otelde içki içerken yakalanmışlar ve idam cezasına çarptırılmışlar.
Bütün yalvarmalara karşın ceza ömür boyu hapse çevrilmiş ama prens o gün af çıkarmış ve cezayı 20 kırbaca çevirmiş.
Prens Türkleri sevdiği için her birine bir istek hakkı vermiş ilk fenerli gelmiş ve;
      İsteğim sırtıma bir yastık bağlayın olmuş.
Ama 10 kırbaçtan sonra yastık parçalanmış hiç fayda etmemiş.
Bunu gören uyanık Beşiktaş’lı, iki yastık bağlattırmış ama oda 10 kırbaçtan sonra parçalanmış ve fayda etmemiş.
Sıra GS lıya gelmiş prens te GS lı olduğu için ona iki istek hakkı sunmuş GS lı ilk isteğim bana 40 kırbaç vurun olmuş herkes şaşırmış prens ikinci isteğini sormuş GS lı; sırtıma fenerliyi bağlayın...
 
Yüzücü Temel...
İstanbul’da özürlüler için açılan bir olimpiyat salonunda, yüzme yarışları yapılmaktadır.
Yüzücüler yerlerini alırlar.
1. Kulvarda bacağından sakat bir yüzücü,
2. Kulvarda kolundan sakat biri vs vs.
10. kulvarda ise Temeli getirirler, Temel sırf "Kafa" dan oluşmakta:
Sonra yarışma başlamış tüm sporcular kulvara çıkmışlar, bizim temelin kafasını da koymuşlar kulvara.
Start verilmiş tüm sporcular havuza atlamış.
Neyse oradan biri de temelin kafayı sallamış havuza. Herkes finişe doğru giderken bizim temelin kafa dibe doğru gidiyormuş. Yarışma bitmiş görevliler temelin kafayı çıkartmışlar.
      "hani 1. olacaktın" demişler.
Temel:
      "Ya hiç sormayın, olacaktım ama kulağıma kramp girdi" demiş.
 
Kamufle...
6-0 biten Galatasaray Fenerbahçe maçından sonra GS’ li Arif tanınmamak için yaşlı bir adam kılığına girer ve bir cafe ye gider. Cafe de yanına yaşlı bir bayan yanaşır ve  "ne haber Arif" der.
Bunun üzerine Arif delirir. Nasıl tanıdı bu kadın beni diye düşünüp durur. Ertesi gün yine aynı cafede aynı kadın yanaşır Arif’in yanına yine "ne haber Arif" der.
3.gün Arif çok değişik bir kılıkta gider cafeye ve yine aynı kadın yanaşır ve yine "ne haber Arif" der.
Arif dayanamayıp sorar nereden tanıyorsun beni ?
Yaşlı teyze "oğlum ben Bülent lan" der.
 
O da Fenerli...
Hagi başarılar ile dolu bir yaşamın ardından günahları için cehennemde cezasını çektikten sonra cennete gitmiş. Cennette Tanrı Hagi'ye etrafı gezdirmiş ve sonunda küçük, şirin bahçesinde soluk renkte bir Galatasaray bayrağı olan bir eve gelmişler.
Tanri Hagi'ye;
      "Bu ev senin, değerini bil. Burada öyle herkese ev vermeyiz" demiş.
Hagi evin merdivenlerinden ikinci kata çıkarken biraz ileride devasa bir bahçenin ortasında, altınlarla süslenmiş mermerli bir yolu olan, çok şatafatlı, koskoca bir saray görmüş. Saraydaki balkonlarda ve bahçenin her yerinde de sari lacivert bayraklar ve Fenerbahçe armaları varmış.
Hagi Tanri'ya:
      "Ben de çok başarılı bir sporcu idim. Galatasaray’da kaç şampiyonluk yaşadım sakat sakat oynadım fedakarlık yaptım, hep basariliydim, milli takımında vazgeçilmeziydim, demiş. Neden benim evim Rüştü'nünkü gibi değil?" demiş.
Tanrı da gülmüş ve cevap vermiş
      "O ev Rüştü’nün değil, Rüştü hala yaşıyor. O ev benim" demiş.
 
Elendik... 
Takımın bütün futbolcuları kadının peşindeydiler. Kadın kaleciden başlayıp, sağbek sol bek derken santrfora kadar ulaşır.
Kulübün kutlama gecesinde ise solaçığın kolunda gelir.
Bu işe şaşıran idarecilerden biri santrforu bir köşeye çekerek sorar:
      Yakın zamana kadar, bu kadının gözdesi sen değil miydin?
Santrfor cevap verir:
      Evet, efendim öyle idi, ama finallerde elendik.
 
Hakemin sonu...
Adamın biri ölüp cennetin kapısına dayandığında, cennetin baş meleği durdurur onu. İçeri almadan önce sorularıma cevap vermelisin? Hayatın boyunca tam anlamıyla iyi bir iş yaptın mı, bakalım?
Adamcağız uzun uzun düşünür, hafızasını zorlar, ama ne yazık ki yaptığı iyi bir şeyi hatırlayamaz.
Melek tekrar sorar.
      Peki, bari söyle, hiç cesaret gerektiren bir şey yaptın mı, hayatında?
Adam hemen atılır gururla.
      Yaptım, tabii!
      Anlat bakalım, neymiş bu cesur iş?
Adam anlatmaya baslar.
      Ben futbol hakemiydim. Kadıköy’de bir Fenerbahçe - Galatasaray maçını yönetiyordum. Maçın son dakikasında Fenerbahçe aleyhine penaltı çaldım. Der.
      Vay canına, gerçekten cesurmuşsun sen, hadi geç bakalım! Cennetin kapıları açılır.
Bizim hakem tam geçecekken, melek merak eder: Ne zaman olmuştu bu maç? Aşağı yukarı üç dakika oluyor..
 
Sergenin gücü...
Beşiktaş ekibi İstanbul’a gelir, maç saatine yakın stada girerler.. Stada takımdan ayrı gelen SERGEN, takımın motivasyonunun çok düşük olduğunu görür, suratlar asıktır,
      Ne oldu neden yüzünüz gülmüyor diye sorar. Takım arkadaşlarından biri,
      Ne olsun böyle bir takımla oynamak zorunda kaldığımız için canımız sıkkın, der.. Bunun üzerine SERGEN:
      Pekala çocuklar, hadi siz gidin Kadıköy’ü gezin, ben tek başıma sahaya çıkar oynarım, der..
Ve takım çocuklar gibi sevinerek stattan çıkıp Kadıköy’ü gezmeye giderler.. Maç başladıktan 10 dk sonra BEŞİKTAŞ takımı stada döner, skor; BEŞİKTAŞ 1-Fenerbahçe 0.. e tabi bu durumda daha da bir keyiflenirler ve tekrar dışarı çıkar gezmeye başlarlar.. Maç bittikten sonra stada döndüklerinde, maçın 1-1 bittiğini görürler, FB adına Ortega, 85. dakikada bir gol atmıştır.. Takım arkadaşları hemen SERGEN’e koşarlar ve onu coşkuyla tebrik ederler.. Ama SERGEN üzgündür.
      Özür dilerim arkadaşlar, sizi mahcup ettim, der. Olur mu öyle şey, der BEŞİKTAŞ takımı,
      Sen koskoca bir takımla tek başına oynayıp yenilmedin, daha ne olsun..
      Ama der SERGEN, 12. dakikada kırmızı kart görmüş olmam gerçekten benim için utanç vericiydi.
 
Berber Dükkânı...
Bakanlıklar Caddesinde mütevazı bir berber dükkânı... Mütevazı ama unlu bir berber dükkânı... Fikret usta yıllardır müşterilerini ayni mekanda tras etmekte.. Günün birinde kapı açılır... İçeri giren müşteri Aziz YILDIRIM dir...
      Acelem var...! der... Saçlarımı şöyle bir düzeltir, sakal tıraşımı yeniler misin? Önemli bir randevum var , geç kaldım...
Fikret usta mesleğine özgü maharetini sergiler, bir çırpıda sac-sakal tıraşını bitiriverir...
      Eline sağlık usta... Borcum ne kadar? ?? Diye sorar gayet memnun bir bicimde Aziz YILDIRIM...
      Aaaa, olur mu? Siz koskoca Fenerbahçe başkanısınız... Sizden para almam söz konusu olamaz... Dükkânımı şereflendirmeniz yeter bana... Kesinlikle almam...
Israr falan....nafile.....
Tekrar tekrar teşekkür eder, dükkandan ayrılır Aziz YILDIRIM...!
Fikret usta ertesi sabah dükkanını açmaya geldiğinde, kepenğin hemen önünde koca bir paket ve pakete iliştirilmiş bir zarf bulur....
Pakette 15 adet sarı - lacivert forma, zarfta ise 15 adet 100 Dolarlık banknot vardır...
Mutlu mutlu kafasını iki yana sallar Fikret usta,ne gereği vardı....
Aradan bir kaç gün geçmiştir, dükkanının kapısı açılır... İçeri giren müşteri Süleyman SEBA dir...
      Seyyy..der...Acelem var...! Saçlarımı şöyle bir düzeltir, sakal tıraşımı yeniler misin? Bıyıklarıma dokunma ama.. Önemli bir randevum var , geç kaldım...??
Fikret usta mesleğine özgü maharetini sergiler, bir çırpıda sac-sakal tıraşını bitiriverir...
      Eline sağlık usta... Borcum ne kadar? Diye sorar gayet memnun bir bicimde Süleyman SEBA...
      Aaaa, olur mu? Siz Beşiktaş’ lıların onursal başkanısınız... Türk sporuna hizmet etmiş çok değerli bir insansınız.. Sizden para almam söz konusu olamaz... Dükkanımı şereflendirmeniz yeter bana... Kesinlikle almam..
Israr falan....nafile.....
Tekrar tekrar teşekkür eder, dükkandan ayrılır Süleyman SEBA.... !
Fikret usta ertesi sabah dükkânını açmaya geldiğinde, kepengin hemen önünde küçük bir paket ve pakete iliştirilmiş bir zarf bulur.... Pakette 15 adet BJK rozeti, zarfta ise 15 adet 1’ er milyonluk Türk Lirasından toplam 15 Milyon TL vardır...
Mutlu mutlu kafasını iki yana sallar Fikret usta. Ne gereği vardı....Hem de emekli maaşından...!!!
Tesadüf bu ya....aradan bir kaç gün daha geçmiştir, dükkanın kapısı aralanır... İçeri giren müşteri Faruk SUREN dir...
      Çok acelem var...! der... Bir yandan da telaşlı telaşlı saatine bakmaktadır... Saçlarımı şöyle bir düzeltir, sakal tıraşımı yeniler misin? Önemli bir randevum var , geç kaldım..
Fikret usta hemen ise koyulur, mesleğine özgü maharetini sergiler, bir çırpıda saç sakal tıraşını bitiriverir.
      Bravo sana usta... Dedikleri kadar hızlıymışsın... Borcum ne kadar? Diye sorar gayet memnun bir bicimde Faruk SUREN ..
      Aaaa, olur mu? Siz koskoca UEFA şampiyonu Galatasaray’ın başkanısınız... Sizden para almam söz konusu olamaz... Dükkanımı şereflendirmeniz yeter bana...Kesinlikle almam....
Peki usta...Nasıl istersen der...aceleyle berber dükkanından ayrılır Faruk SUREN....
Fikret usta ertesi sabah dükkânını açmaya geldiğinde, kepengin hemen önünde 15 adet Galatasaray yöneticisi sıra beklemektedir....
 
Cin...
Bir minibüs şoförü yolda giderken kaza yapar. Kazada minibüsün önü dağılmıştır. Kırılan ön farın içinden dumanlar tüterek bir cin çıkar.
Cin:
      Dile benden ne dilersen sahip der.
Şoför:
      Önce korkar ve şaşırır hemen aklına yaptığı kaza gelir ve derki, bütün yollar dört şeritli olsun der.
Cin:
      Bu çok zor bir dilek hadi başka bir tane söyle de yerine getireyim der.
Şoför:
      Peki, o zaman Cim bom bu sene Şampiyon olsun der.
Cin:
      Pardon der,yollar dört şeritli demiştin değil mi ???
 
Degaj
Karadeniz’de bir evde yangın çıkmıştı. Bir kadın kucağında çocukla damın tepesinde kalakalmıştı. İtfaiye geldi, ama kadın bir türlü çocuğu aşağı atmıyordu.Birlikte cayır cayır yanacaklardı. Derken kalabalığın arasından Temel fırladı :
      At yenge, çocuğu aşağı at. Ben Sürmenespor’ un kalecisiyim. Çocuğu tutarım.
Kadın inandı ve çocuğu attı.
Temel nefis bir atlama ile çocuğu yakaladı.
Sonra üç kere yere vurup degajını yaptı..
 
Senden Hızlı Koşsam Yeter...
Bir Amerikalı ile Japon safariye çıkmışlar. Her ikisi de son teknolojik silahları da birbirlerine nazire yapmak için yanlarına almışlar. Derken uzakta bir aslan görünmüş. Amerikalı lazer tüfeğini doğrultmuş ve aslana ateş etmiş. Ama karavana. Hemen Japon uydudan yönlendirmeli tüfeğini doğrultup ateş etmiş. Fakat o da karavana. Aslan bizimkileri fark edince üzerlerine doğru gelmeye başlamış. Amerikalı bir yudum viski içip acı sonu beklemeye başlamış. Japon hemen botlarını çıkarıp spor ayakkabılarını giymeye başlamış. Amerikalı sormuş:
      Ne o, aslandan hızlı mı koşacaksın?
      Yoo, senden hızlı koşsam yeter.
 
Avcı Kaçışı...
Ava çıkan adam, başına gelenleri anlatıyormuş :
      Ormanda ilerlerken, karşıma kocaman bir ayı çıkmaz mı? Çifteyi doğrultacak vakit yok! Silahı bir kenara attığım gibi başladım kaçmaya. Fakat ayı peşimde! Benden hızlı koşuyor. Bir ara ayının sıcacık nefesini ensemde hissettim. O kadar yaklaşmıştı. Derken ayının ayağı kaydı, yere düştü. Fırsat bu fırsat, tabana kuvvet arayı açtım. Ama ayı toparlandı, kalktı, bana yetişti. Yine nefesi ensemde... Pençesini uzatsa omzumdan yakalayacak. Allahtan tam o sırada yine ayının ayağı kaydı, yere düştü. Talih bana gülüyor! Hızımı arttırabildiğim kadar arttırdım, yeniden arayı beş yüz metre kadar açtım. Tanrı sizi inandırsın arkadaşlar, ayı yine bana yetişti. Yine nefesi ensemde... Şansa bakın... Ayının tekrar ayağı kayıp yere düşmez mi?
Serüveni dinleyenlerden biri dayanamamış:
      Sen de çok yürekliymişsin kardeşim! Hayvan bana üç defa nefesi enseme gelecek kadar sokulsa, çok ayıptır söylemesi, ben korkumdan altıma ederim.
Avcı dönüp ters ters sözünü kesene bakmış:
      Lafı karıştırma yahu! Ayı üç kez neyin üstüne bastı da ayağı kayıp yere düştü sanıyorsun?
 
Mehteran Takımı...
Bir gün Cennet'in kapıları şiddetle vurulmuş:
      Güm Güm Güm !! İçeriden seslenmişler:
      Kim o?
Dışarıdan gök gürültüsü gibi bir ses:
      Biz İstanbul’u fetheden Fatih'in yiğitleriyiz!
İçeriden hoş geldiniz diyerek kapılar ardına kadar açılmış ve yiğitleri içeriye buyur etmişler. Her şey çok güzel gidiyormuş. Ta ki, 40 yıl geçinceye kadar. Bir gün kapılar yine şiddetle çalınmış:
      Güm Güm Güm !!! İçeriden sormuşlar:
— Kim o?
Dışarıdan gök gürültüsü gibi bir ses:
      Biz İstanbul'u fetheden Fatih'in yiğitleriyiz!
İçeriden hemen cevaplamışlar:
      Onlar 40 yıl önce geldi!
Dışarıdan yine ses gelmiş:
      Biz mehter takımıyız, ancak geldik!
 
 
ortakpaylas.com
Lig Tv izLe geobilim AKSEN Link Değişimi Affiliate Arama
arama-motoru.info
© 2008 İddaayorumu Tüm Hakları Saklıdır.Sitemizde Bahis veya Kumar Oynatılmamaktadır.Yorumların Link ve Kaynak gösterilmeden Yayınlanması Yasaktır.
Tasarım ve Dizayn - BSYWEB